Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılının dördüncü çeyrek raporunu açıkladı. Bu rapora göre, ülke genelindeki yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 220 trilyon TL, yükümlülükleri ise 232 trilyon TL olarak belirlendi. 8 Mayıs 2026 tarihinde paylaşılan bu verilere göre, Türkiye ekonomisindeki borç dinamikleri ve varlık dağılımı hakkında önemli bilgiler ortaya çıktı.
TCMB’nin finansal hesaplar raporunda dikkat çeken en önemli husus, önceki çeyrek boyunca GSYİH’nın yüzde 1’i oranında “net borç veren” konumunda olan ekonominin, yeni dönemde GSYİH’nın yüzde 3,4’ü oranında “net borç alan” pozisyonuna geçmiş olması oldu. Türkiye’nin net finansal pozisyon açığı, önceki döneme göre 1,7 puanlık bir iyileşme ile GSYİH’nın yüzde 19,1’ine geriledi.
Sektörel olarak incelendiğinde, geleneksel “tasarruf eden hanehalkı” ile “borçlu reel sektör” yapısı devam ediyor. Hanehalkı ve yurt dışı yerleşikler, yerel diğer sektörlere karşı alacaklı durumda kalmaya devam etti. Finansal olmayan kuruluşlar (reel sektör) ve genel yönetim ise diğer sektörlere karşı borçlu konumlarını korudu. Hanehalkı tarafında mevduat gibi likit varlıklara yönelim sürerken, reel sektörün hem varlık hem de yükümlülük açısından özkaynak ve hisse senedi gibi yatırımlara bağımlılığı, finansman yapısında derinleşmeyi gösteriyor.
Türkiye, toplam borçluluk oranları açısından uluslararası arenada olumlu bir pozisyonda bulunmaya devam ediyor. 2025 yılının son çeyreğinde toplam borcun GSYİH’ye oranı yüzde 93 seviyesine ulaştı. Bu oran, bir önceki çeyreğe kıyasla sınırlı bir azalma gösterse de, Türkiye’de yerleşik sektörlerin borç yükünün uluslararası standartlara göre “düşük” seviyede kalması dikkat çekiyor.
